4 çocuğunu öldürdüğü iddiasıyla dünyanın en büyük seri katili olarak bilinen kadın, gen kurbanı olabilir-haberi

Kathleen Folbigg, dünyanın en iyi bilinen seri katili olarak tanınıyor. 2003 yılında 4 çocuğunu da farklı zamanlarda boğarak öldürdüğü suçlamasıyla 40 yıl hapse mahkum edilen Folbigg, mahkeme süresince masum olduğunu savunmuş ve çocuklarının dördünün de ani bebek ölümü sendromu nedeniyle hayatını kaybettiğini öne sürmüştü.

JÜRİ SAVUNMAYA İNANMADI

Jüri bu savunmaya inanmadı, Folbigg’in günlüğüne yazdığı şüpheli satırları çocuklarını öldürdüğüne dayanak kabul etti. Ama aradan geçen 18 yılda yılda yapılan bilimsel araştırma bazı gerçekleri göz önüne koydu.

ÜÇ ÇOCUĞU DA ÖLMÜŞTÜ

1996 1996’da, Craig Folbigg isimli bir madenciyle evli olan Kathleen, işçi sınıfının yoğun olarak yaşadığı Newcastle banliyösünde oturuyordu. Craig ve Kathleen çifti o güne kadar üç kez çocuk sahibi olmuş ama çocukların hepsi daha bebekken hayatlarını kaybetmişti.

ÖLÜM SEBEPLERİ BULUNAMADI

İlk çocukları Caleb, 20 Şubat 1989’da daha 19 günlükken yaşamını yitirdi. Doktorlar Caleb’in ölüm nedenini ani bebek ölümü sendromu (ABÖS) olarak tespit etti. (‘Beşik ölümü’ olarak da bilinen ABÖS, literatürde daha önce herhangi bir sağlık problemi saptanmayan 1 yaşın altındaki bebeklerin beklenmeyen, sebebi açıklanamayan ölümü olarak tanımlanıyor.)

İkinci çocuk Patrick, Caleb’den neredeyse 2 yıl sonra 8 aylıkken öldü. Ölüm belgesinde çocuğun görme engelli ve epilepsi hastası olduğu ve nefessiz kalıp boğularak öldüğü yazılıydı.

Çiftin üçüncü çocukları ise bir kızdı: Sarah, 30 Ağustos 1993 günü 10 aylıkken hayatını kaybetti. Ölüm nedeni kayıtlara yine ABÖS olarak geçti.

Son çocuk Laura ise Mart 1999’da 18 aylıkken hayatını kaybetti. Laura’nın ölüm belgesinde sebep başlığının altında “tespit edilemedi” yazıyordu.

GÜNLÜĞÜNE YAZDIĞI BİR CÜMLE BAŞINI YAKTI

Folbigg ailesi korkunç bir trajedinin içindeydi ama olaylar Craig Folbigg’in eşinin günlüğünü okumasıyla bambaşka bir yola girdi. Günlükte Kathleen’in “Sarah biraz yardımla gitti” cümlesini gören Craig, çocuklarını öldürdüğünden şüphelendiği eşini polise şikayet etti.

Polis sorgusunda Kathleen, bu satırları genç bir annenin öfkesi ve çaresizliğiyle yazdığını söylerken söz konusu cümledeki kastının ise Tanrı’nın bebeğini yanına almış olmasına dair umut olduğunu belirtti.

ÖLÜM NEDENİ TESPİT EDİLEMEDİ

Yargılama süreci esnasında bebek Laura’nın ölüm nedeni için “tespit edilemedi” kararını veren Doktor Allan Cara, mahkeme tarafından uzman tanık olarak dinlendi. Cara, aynı aileden dört çocuğun bu şekilde ölmesinin daha önce karşılaşmadığı bir vaka olduğunu belirtti. Cara, bu konuda herhangi bir bağımsız veri sunmasa da savcılık aynı aileden 4 bebeğin 10 yıllık bir dönemde aralıklarla ölümünün çok nadir bir durum olduğunu kabul etti.

Jüri de savcılıkla aynı fikirdeydi. Yargılandığı sırada 35 yaşında olan Kathleen Folbigg, Patrick, Sarah ve Laura’yı kasten, Caleb’i ise kazara öldürmekten suçlu bulundu. Hakkındaki karar açıklanırken gözyaşlarına boğuldu.

SOLUNUM YOLLARI ENFEKSİYONUYLA SAVAŞIYORDU

O zamandan beri hapiste olan Kathleen Folbigg’in serbest kalması için çalışan bilim insanlarının ilk yaptığı şey kanıtları yeniden incelemek oldu. Her şeyden önce şu fark edildi: Ölenlerin kasten nefessiz bırakılarak boğulduğuna dair en ufak bir kanıt yoktu. Dahası bebeklerin hiçbiri öldükleri sırada sağlıklı değildi. Son çocuk Laura hayatını kaybettiği sırada bir solunum yolları enfeksiyonuyla savaşıyordu. Hatta otopsi sırasında kalbinde enflamasyon olduğu da keşfedilmişti. Bu detaylar Folbigg’in serbest affedilmesini savunan dilekçede de yer aldı.

ÇOK NADİR GÖRÜLEN BİR MUTASYON

Canberra’da bulunan Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden immünoloji uzmanı Carola Vinuesa ve ekip arkadaşı Todor Arsov, Folbigg’in 8 Ekim 2018’de cezaevinden verdiği onay üzerine kadının genomunu sekanslamayı kabul etti. Ortaya çıkan sonuç akıllara durgunluk verecek seviyedeydi: Kathleen Folbigg’in CALM2 adı verilen geninde çok nadir görülen bir mutasyon bulundu.

RESMİ SORUŞTURMA BAŞLATILDI AMA SONUÇ VERMEDİ

Bu noktada Folbigg’in avukatları davaya dair bir resmi soruşturma yürütülmesini sağlamayı başardı. 2018 sonu 2019 başında görülen duruşmalarda, ifade veren Vinuesa, mahkemeye genetik detayları içeren bir dizi rapor sundu. Ancak yeni kanıtlar da pek kabul görmedi.

Ancak bilim insanları halen pes etmiş değiller. Aralarında dünyaca ünlü CALM mutasyonu uzmanı Profesör Michael Toft Overgaard’ın da bulunduğu çok sayıda uzman, bulgularını hakemli bir bilim dergisi olan EP Europace’e gönderdi. Makale 17 Kasım 2020’de yayınlandı.

DİĞER ÇOCUKLARDA DA MUTASYONLAR BULUNDU

Diğer yanda bilim insanları Caleb ve Patrick’in genomlarında da farklı nadir varyantlar bulunduğunu tespit etti. Söz konusu varyantların fareler üzerinde yapılan çalışmalarda erken dönem öldürücü epilepsi nöbetlerine yol açtığı bulunmuştu.

Tıbbi kanıtların Folbigg’in masumiyetini gösterdiğinde hemfikir olan bilim insanlarının sayısı 90’a ulaştı. Vali’ye gönderilen mektubu imzalayanlar arasında Profesör Schwartz, Avustralya Bilimler Akademisi Başkanı John Shine ve 2009 Nobel Tıp Ödülü’nün sahibi Elizabeth Blackburn de bulunuyor.

CALM2 MUTASYONU NEDİR?

Kalmodulin proteinin salgılanmasında görevli olan üç CALM geni bulunuyor. Bu genlerden herhangi birinde yaşanan bozukluklar, kalp krizine yol açan aritmilerin yanı sıra bebek ve çocuklarda ani ölümlere yol açabiliyor.

Kaynak :haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir