15 Temmuz gecesi kaybolan silahlarla ilgili iddialara AK Parti’den ilk yanıt: İyi niyetli görmek mümkün değil-haberi

Organize hatali örgütü öncüsü Sedat Peker’in alana attığı ‘15 Temmuz 2016 gecesi silahlar kayboldu’ iddiasına İçişleri bakanimiz Yardımcısı İsmail Çataklı, “Söz konusu dönemde İçişleri Bakanlığı içerisinde bağlı kurumlardan güvenlik genel Müdürlüğü ve zaptiye genel Komutanlığı envanterinde bulunan silahlardan, mezkür haberlerde argüman edilen miktarlarda tek sayısal eksiklik, netlikle mevzubahis değildir. Konuya ait olarak envanter sayımlarıyla da teyit edilen resmi veriler şu şekildedir:

ÇATAKLI, 24 SİLAHIN KAYBOLDUĞUNU DOĞRULAMIŞTI

Jandarma genel Komutanlığı envanterinde kayıtlı 7 adet MP5 Makineli Tabanca, 15 Temmuz 2016 gecesi halka karşı kullanılmak üzere darbeciler tarafından depolardan gasp edilmiş, çatışmalarda kaybolduğu anlaşılmıştır. Bugüne civarindan kayıp silahların bulunması mümkün olmamıştır. tekrar aynı hain vuruş girişimi esnasında Ankara güvenlik Müdürlüğü’ne yapılan hücum neticesinde Ankara güvenlik Müdürlüğü envanterine kayıtlı üç adet G3 Piyade Tüfeği, 11 adet Kalaşnikof Tüfek, tek adet MP5 Makineli Tabanca, tek adet kuru sıkı silah olmak üzere toplaminda 16 silah kaybı tespit edilmiş, Ayrı olarak İstanbul’daki olaylar sırasında, İstanbul güvenlik Müdürlüğü envanterine kayıtlı tek MP5 Makineli silah kaybolmuştur. Bugüne civarindan kayıp silahların bulunması mümkün olmamıştır. 15 Temmuz hain vuruş girişimi kaynaklı olarak, İçişleri Bakanlığı içerisinde başkaca rastgele tek silah kaybı var değildir” ifadeleri ile cevap vermişti.

“CHP, 15 TEMMUZ’A ‘TİYATRO’ DEMEYİ SEÇTİ”

Kayıp silahlar iddialarıyla alakalı tek İzah da AK Parti‘den geldi. AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, 15 Temmuz hain vuruş girişiminin 5’inci sene dönümünde, açıklamalarda bulundu. Ünal, 15 Temmuz’u siyasi tartışmanın malzemesi yapmanın nihayet derece yanlış olduğunu söyleyerek, “Çünkü; o geceyi bu Meclis’te CHP’lisi, MHP’lisi, AK Partilisi birlikte yaşadı. 15 Temmuz’da tek millet mutabakatı oluştu. Bu millet mutabakatı aslında 7 Ağustos Yenikapı mitinginde de mevcuttu. O millet mutabakatının içinde cumhuriyet milletçe partisi de vardı. Ama 7 Ağustos’tan ardindan ne oldu bilmiyoruz. CHP, 15 Temmuz’a ‘kontrollü darbe’, ‘tiyatro’ demeyi seçti. Bu gecede millet çıplak elleriyle, istiklaline, devletine, geleceğine sahip çıktı” dedi.

“KAYIP SİLAHLARIN GÜNDEME GETİRİLMESİ, İYİ NİYETLİ AÇIKLAMALAR DEĞİL”

Ünal, devletin haklar temelinde verdiği kararların politika malzemesi yapılmasının yanlış olduğunu belirterek, “15 Temmuz vuruş girişiminin sene dönümünde CHP’nin, CHP’nin yandaş medyasının hemide KHK’lıları gündeme getirmesi, hemide kayıp silahlar konusunu gündeme getirmesi, bunun da 15 Temmuz’un sene dönümüne eşit gelmesi, 15 Temmuz’la alakalı millet nezdinde ve beynelmilel alanda oluşmuş var olan meşruiyeti yaralayan, itibarsızlaştıran argümanlar Ne yazık ki içeriyor. kayıp silahlar iddiası dahada evvel FETÖ’cü hesaplar tarafından alana atıldı. Türkiye‘de de derhal Bir takım hesaplar bunu alıp kullanmaya ve yaymaya başladılar. Bunları iyi niyetli izahlar olarak görmek mümkün değil” diye konuştu.

“BİRİLERİNİN GERÇEĞİ UNUTMAMASI GEREKİYOR”

Ünal, 15 Temmuz sonrası her biçimde hukuki yolun, OHAL İzleme Komisyonu’na varıncaya civarindan kurulduğunu, haklar devletlerinde olması koşul olan bütün mekanizmaların oluşturulduğunu bildirdi. Mağduriyetlerin oluşmaması amaciyla her biçimde hassasiyetin gösterildiğini belirten Ünal, “OHAL İzleme Komisyonu’na surat binin üzerinde müracaat oldu. Bu başvuruların birçoğunun, takriben 50 binin üzerinde başvurunun tek bir kalemden çıktığı, Yalnızca altındaki imzaların değiştirildiği açık tek şekilde alana çıktı. OHAL İzleme Komisyonu bütün bu başvuruları en ince detaylarına civarindan inceledi. rastgele tek mağduriyet oluşmuşsa, bunların art dönüşlerine ait hukuki asagi yapıyı oluşturdu. o nedenle burada birilerinin Türkiye’nin tek haklar devleti olduğu gerçeğini unutmaması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“BUNUN ADI MUHALEFET MİDİR?”

CHP’nin, özellikle yargılama süreçlerinin bitmesi ve Türkiye’deki dahil haklar yollarının kapanmasından sonra, bu davaların Avrupa İnsan hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşınmasını amaçladığına işaret eden Ünal, “Yani AİHM’de görülecek davalara ilişkin, ülkemiz aleyhine oluşturulmak istenen tek altlık var. İkincisi, o asama Kemal Kılıçdaroğlu mahkemelerle alakalı çok perişan izahlar yaptı. Türkiye’deki yargılamanın gayri yasal olduğunu, o gece suçüstü yakalanmış darbecilerin yargılandığı mahkemeleri dahi gayri yasal duyuru etti. Savcıları ‘satılmış savcılar, satılmış hakimler’ ifadeleriyle T.C. Devleti’nin yargı sistemini tartışmaya açtı. bütün bu söylemler aslında Türkiye’nin beynelmilel alanda yalnızlaştırılması, tecrit edilmesi, Türkiye’deki haklar sisteminin meşruiyetinin yara görmesine taban hazırladı. Bu çalışmalarıyla da AİHM’e dönük tek altlık oluşturmayı amaçladılar. Peki bunun isimi muhalefet midir? Muhalefet, ‘Türkiye’de esya ve can güvenliği yok’ diyerek, aslında beynelmilel alanda Türkiye’ye karşı tatbik edilen tecrit, Türkiye’nin tam bağımsızlık mücadelesine karşı tatbik edilen o tecrit politikasının tek aparatı ve parçası haline geldi” dedi.

Kaynak: Demirören havadis Ajansı / Besti Karalar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir