“Kendini gerçekleştiren insan ‘Ben ve Biz' olma kapasitesine erişiyor…”

Tüm çatışmaların, krizlerin, ilişki sorunlarının hatta ekonomik krizlerin kaynağında ruhsal gelişim dönemlerine, özellikle “0-3 yaş” bağlanma dönemine dikkat çeken Bütüncül Psikoterapist ve Uzman Klinik Psikolog Güniz Kocakaya, “Bu dönemde sorun yaşayan bireyler, yetişkinlikte sorun yaşayan ve sorun yaşatan bireylere dönüşebiliyorlar. İnsanın sigortası öncelikle Gerçek Kendiliğidir ve ana vatanı çocukluğudur ” dedi.

“Kendini gerçekleştiren insan  ‘Ben ve Biz' olma kapasitesine erişiyor…”
Bu içerik 518 kez okundu.

Yapılan araştırmalarda insanda en fazla stres yaratan duygunun yargılanmak, yani kabul edilmemek olduğunu söyleyen Güniz Kocakaya, ”Dünyada var olabilmek için iki temel şeye ihtiyacımız var; sevgi ve güven. Çocuğun en az yemek kadar ihtiyacı olan şey sevgi, güven, bağ kurmak, kabul edilip kapsanmaktır, yani ilişkidir ” dedi.

 

 

 

Halk Sigorta’nın 280 çalışanının, Halkbank ve Halk Sigorta üst düzey yöneticilerinin katılımıyla geçtiğimiz gün Antalya’da düzenlenen “Ben ve Biz Olmak” temalı “Vizyon 2017” toplantısında bir konuşma yapan Bütüncül Psikoterapist ve Klinik Psikolog Güniz Kocakaya, tüm çatışmaların, krizlerin, ilişki sorunlarının hatta ekonomik krizlerin kaynağında, 0-3 yaş döneminin önemini vurgulayarak “Bu dönemde sorun yaşayan bireyler, yetişkinlikte ‘sorun yaşayana ve yaşatana’ dönüşebiliyorlar” dedi.

 

 

“0,3 yaşta anne ile kurulan ilişki, dünyayla kurulan ilişkidir”

Halk Sigorta’nın Vizyon 2017 toplantısında yaptığı konuşmada, 0-3 yaş aralığında anne ile kurulan ilişkinin, hayatla kurulan ilk ilişki olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Psikoterapist Güniz Kocakaya, “Çünkü beynimizdeki ilk ana yolaklar, anne ile daha doğrusu bakım veren ile kurulan ilişkiyle oluşuyor. Burada anne ve çocuk arasındaki ‘sağ beyinden sağ beyine’ olan ‘nanverbal iletişim’ çok önemli, sisteme sonradan girenler de önemli fakat ilk hardware dosyası, yani temel yolaklar bu dönemde oluşuyor. Dünya güvenli bir yer mi? Ben sevilen ve değerli biri miyim? gibi duygu durumları bu dönemde temelleniyor“ şeklinde konuştu. Kocakaya, sözlerine şöyle devam etti:

 

Kişinin kendini var edebilmek için en az fiziksel ihtiyaçları kadar önemli olan iki şeye; sevgi ve güvene gereksinimi var. Buradaki kilit yapı, annemizin kişilik yapılanmasıdır. Çocuk bu dönemde ya bu güven ve sevgi duygusunu içselleştirip ‘güvenli bir bağlanma’ ya da bunu içselleştiremeyerek ‘güvensiz bağlanma’ geliştirir. Kişinin sevgi bir kanadı, güven bir kanadı gibi düşünelim. Biri eksik olunca kişi uçamaz.”

 

“İnsanın sigortası gerçek kendiliği, ana vatanı çocukluğudur”

Annenin önemli görevlerinden birinin çocuğunun ‘bağlanma, ayrışma, bireyleşme’ dönemlerini sağlıklı geçirebilmesi için, yerinde ve yeterince iyi anne olmanın önemini vurgulayan Güniz Kocakaya, “Doğumdan sonraki ilk üç yıl, bize nasıl bakıldığı, duygu dünyamızı ve kişilik temelimizi çok etkiler. Anneden sonra sisteme girenler de önemlidir. Ayrışma döneminde ve sonrasında baba da önemlidir, çünkü dış dünyanın temsilcisidir. Örneğin çocuk, ‘annem duymazsa babam var’ der, ikincil aynalanma ihtiyacını karşılar“ şeklinde konuştu.

 

Dünyaya gelen yavrunun bir nesne arayışına girdiğini, nesnenin çocuk için kendi dışında bağlanabileceği bir model olduğuna işaret eden Güniz Kocakaya, dünya karmaşık ve kaotik bir yer olduğu için çocuğun bağlanıp sevgi ve güven alabileceği bir rehbere ihtiyaç duyduğunu söyledi. Bu ihtiyaçların en az fiziksel ihtiyaçlar kadar önemli olduğunu kaydeden Kocakaya, yapılan araştırmalarda sadece fiziksel ihtiyaçları karşılanan ama ilişki kurulmayan, sevgi ve güven verilmeyen çocukların ruhsal gelişim olarak gerileme gösterdikleri, hatta öldüklerinin gözlemlendiğine dikkati çekti.

 

Kendini gerçekleştiren insan kimdir?

Güniz Kocakaya, anneye güvenli bağlanan bir çocukluğun, yetişkinlik döneminde kendini gerçekleştiren, yani ‘ben ve biz’ kapasitesine sahip insan olarak karşımıza çıktığını belirttiği konuşmasında, temelde üç çeşit güvensiz bağlanma olduğunu söyledi. Kocakaya, “Bu güvensiz ve kaygılı bağlanan kişilerde, yaşamın içinde birtakım travmatik deneyimler de eklenince; şizoid, narsistik, borderline gibi kişilik örüntüleri ortaya çıkabiliyor. ‘Ben ve Biz olma’ noktasında bu yapılar sorun yaşayan ve yaşatan insanlar olarak görülebiliyor” dedi. Kocakaya, sözlerine şöyle devam etti:

 

 

“Kendini gerçekleştiren insanlar var. İç dünyamıza bakıp farkedip onarabilirsek bunu hayata aktarabilecek yapıdayız ama kendi içimizde yüzleşemediğimiz bir takım sorunlar, potansiyelimizin önüne bariyer koyuyor. ‘Ben’ olamadığımız gibi, ‘biz’ de olamıyoruz. Bu bariyer kendini gerçekleştiren insanda az da olsa var, fakat patolojik ve dizorganize değil. “

 

 

Kendini gerçekleştirmiş insanın tasavvufta ‘İnsan-ı Kamil olma yolunda olmak’ diye ifade edilen, özgün ve özü gür insanlar olduklarını ifade eden Kocakaya, “Bu insanların üst düzey duygusal zekaları var; gözünden ne hissettiğini anlıyorlar. Özgün ve özü gür oluyorlar. Özünü yönetebilmesi, fark etmesi, duygu düzenlemelerini yapabilen, dürtüsel olmayan insanlar. Kendinin ve diğerlerinin farkında, sağlıklı geçirgenlikte sınırıları olan, yakın ilişkiler kurabilen, sağlıklı ego kapasitesinde, nefsini eğitmekte başarılı insanlar denebilir“ şeklinde konuştu.

 

Stres en çok yargılanmaktan yani kabul görmemekten oluyor.

Yapılan bir araştırmada insanların gün içinde mutlu oldukları anları yazmaları istendiğinde, ilk sırayı ‘sosyalleşmek ve seksin’ aldığını belirten Güniz Kocakaya, sosyalleşmenin kabul görmek ve ilişki kurmak olduğunu ifade etti. Kalifornia Ünversitesi’nde yapılan bir başka araştırmada ise insanda en çok stres yapan duygunun ‘yargılanmaktan’, yani kabul edilmemekten geldiği sonucunu paylaştı. Kocakaya, sözlerini şöyle tamamladı:

 

“İnsan kabul gördükçe kendine yaklaşma kapasitesi artan bir varlık. Yani bir insanı hiç bir artısı olmadan sadece kendi olduğu için kabullenip sevebildiğinizde ve onun da kabullenip sevmesine imkan verdiğinizde, o zaman o kişi ben olabilir. Bir bitkinin yaşaması için iki temel şeye ihtiyaç var; su ve toprak. İnsanın su ve toprağı da, kabul edilmek ve sevilmektir. Bu olduğunda gerçek kendilik, sağlıklı kimlik, kendini gerçekleştirmiş insan dediğimiz yapı oluşur ve ‘ben ve biz’ olabilme yolunda sağlıklı ilerlenebilir. Bu sinerji de, grubu hatta toplumu geliştirip dönüştürebilir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kocasının Eşi Olmaktan Çok Çektiğini Açıkladı
Kocasının Eşi Olmaktan Çok Çektiğini Açıkladı
Kız Arkadaşını Başkasıyla Yakaladı
Kız Arkadaşını Başkasıyla Yakaladı